18 Ekim 2008 Cumartesi

İFFET


MERHABA CAN DOSTLAR
İnsan, Yüce Allah’ın yarattığı varlıkların en mükemmelidir. “ Şüphesiz biz insanı en güzel biçimde yarattık.” Tin suresinin 4. âyeti, insanın yaratılışındaki bu mükemmelliğe dikkat çekmektedir.
Gerçekten insan, sahip olduğu cevher, yetenek ve potansiyel ile diğer yaratılanlarda bulunmayan nice üstün değerlere sahiptir. İnsandaki bu üstün değerlerden birisi de şüphesiz iffettir.Utanma, çekinme, vazgeçme, tövbe etme gibi anlamlara gelen haya kelimesi; ahlak terimi olarak, nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesidir. Kötü bir işin yapılmasından yada iyi bir işin terk edilmesinden dolayı insanın yüzünü kızartan sıkıntı şeklinde de açıklanabilir. İffet ise; haramdan uzak durmak, helal ve güzel olmayan söz ve davranışlardan sakınmaktır. (Bakara, 2/273, Nur, 24/33)

DOSTLAR, Yüce Dinimiz İslâm, insana hayatını onurlu bir şekilde sürdürebilmesi için vazgeçilmez haklar tanımıştır. Din, can ve mal güvenliği, aklın ve namûsun korunması bu hakların en önemlilerindendir. şüphesiz namus ve şerefin korunmasının en güzel yolu, iffetli olmaktan geçmektedir. Zira iffet, insanın süsü, ziyneti ve namus anlayışının göstergesidir.
İffet ve namus duygusu, insanlarda doğuştan var olan ve onu diğer canlılardan ayıran en belirgin bir niteliktir. iffet duygusu, bir müminin kötülüklere, çirkinliklere, haramlara bulaşmasını önleyen bir kalkandır. İffetli müminin kapısı, Allah ve Resulüne dolayısıyla kendisine ve başkalarına karşı saygısızlık içeren her türlü çirkinliğe kapalıdır. İffetsiz insan ise, her türlü kötülüğü işlemeye elverişlidir. İffet ve hayâ, kadını saygın ve değerli yapar.
Yüce Allah Kuran'da iffetiyle örnek gösterdiği Hz. Meryem için söyle buyurur: “İmran'ın kızı Meryem'i de. Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece biz ona ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik etti. O, (Rabbine) gönülden bağlı olanlardandı.” (Tahrim Suresi,12)
Hz. Musa’nın kıssasında onlara da yer veren Allah Teâlâ, dikkatimizi çekecek bir ifade kullanmaktadır."Onlardan biri utana utana yürüyerek Musa’ya geldi ve şöyle dedi: 'Babam sizi, koyunlarımızı sulamanıza karşılık olmak üzere ücretinizi vermek için çağırıyor.'”

CANLAR, Dinimizde hemen her vesileyle kişilerin dürüst ve iffet sahibi olmaları istenmiş ve bu konuda kadın-erkek ayırımı yapılmaksızın Nûr sûresinin 30 ve 31. âyetlerinde şöyle buyurulmuştur: “Mümin erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını, iffetlerini korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. şüphesiz Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Mümin kadınlara da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını, iffetlerini korusunlar.”
“İbn Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: 'Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah'tan hakkıyla hayâ edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resûlü, elhamdülillah, biz Allah'tan hayâ ediyoruz" dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız hayâ) değil. Allah'tan hakkıyla hayâ etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batnı ve onun ihtivâ ettiklerini muhâfaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim âhireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, âhireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla hayâ etmiş olur.' (Malik b. Enes, Muvatta)
“Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Ebû Saîdi'l-Hudrî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çadırdaki bâkire kızdan daha çok hayâ sahibi idi. Hoşlanmadığı bir şey görmüşse biz bunu yüzünden hemen anlardık.” (İbn Mâce, Sünen, Zühd)
Peygamber (sav) "Edebsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Hayâ ise girdiği şeyi güzelleştirir." (Buhârî Rikak)
Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. O, size ancak kötülüğü, hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.” (Yasin Suresi)
Kadın kristal gibidir. En küçük bir hayâsızlık onu bir anda kırılıp yok olmasına sebep olabilir.

SÖZÜME iffet ve haya timsali Sevgili Peygamberimizin Yüce Allah’a şu yakarışıyla bitiriyorum: “Yâ Rabbi! Senden hidâyet, takvâ ve iffet istiyorum.” (Müsned, I/389, 439)
BU BİR SIRDIR

7 Ekim 2008 Salı

RAMAZAN


RAMAZAN AYININ BİZE KAZANDIRDIKLARI Konusunu dile getiriyor…hep beraber okuyalım inşallah…

Ramazan ayı kendisini Allah’a teslim eden bizler için kulluk stajımızı yaptığımız bir aydır.Evet stajdayız dedık. Pekı staj nedır? Bir mesleğe,bir göreve başlamadan önce o görevin veya mesleğin inceliklerini,yapılması gerekenlerini öğrendiğimiz kısa süreli ve yoğun programlı kurs dönemidir. İşte Ramazan ayıda bizim kulluk sanatımızın, kulluk mesleğimizin inceliklerini , güzelliklerini öğrendiğimiz, kulluk adına kazandığımız her türlü bilgi ve amel dünyamız ile yılın geri kalan onbir ayını ve geri kalan ömrümüzü ihya edeceğimiz bir staj dönemidir.
Yaklaşık otuz gün süren yoğun bir programda icra ettiğimiz farz ve nafile ibadetlerle Yüce yaratıcımız ile olan bağlantımızı, yakınlığımızı artırmış olduk. Ramazan boyunca imsaktan başlayıp gün batımına kadar ibadetle geçen süremizdeki Rahmana yakın mini zaman boyutunu, doğumumuzdan ölümümüze kadar geçen ömür süremize taşımamız halinde gerçek başarıya ulaşmış oluruz. Biz oruçla hayatın nasıl ibadete dönüşebileceğini öğrenmiş oluruz.Hayatı ibadete dönüşenlerin ölümü bayram olarak karşılaması en doğal sonuçtur.Evet oruçlunun rabbine kavuştuğu vuslat anındaki sevinci , hayatını ibadete çevirenlerin sevincidir.
Ramazan boyunca süren kulluk stajımızın bize kazandırdığı dört temel özellik bizim kişisel ve toplumsal kurtuluşumuzun sağlayıcısı olacaktır.Nedir bu temel özellikler?

1- Nefis Terbiyesi: Yüce Allah kitabında nefislerini temizleyip, terbiye edenlerin,onun isteklerini kontrol edip Allahın sınırları içerisinde kalmasını sağlayanların kurtuluşa ereceğini, Buna karşılık nefsini ıslah edememiş, onun her türlü isteğine cevap verme yarışında olanların, onu ilah edinenlerin ise hüsrana uğrayacağını bildirmiştir.İşte ramazan ayı bize aklımızı nefsin esaretinden kurtarabilmenin , onu kontrol altında tutabılmenın yollarını öğretmektedir.İnsanları kötülük işlemeye sevkeden her türlü öfke,kötü söz,açgözlülük,şehvet vb. nefsi duygu ve isteklerin bize egemen olmasına ızın vermemeyı oruçla benimsemekte ve pratiğe dökebilmekteyiz.
2- İbadet Eden Olmak: Her zaman kendimizi ibadete verememekten , sürekli bir şekilde namaz kılamamaktan duyduğumuz pişmanlıkla birlikte gelen şikayetlerimizin önüne geçmeyi ve kendi benliğimizde ibadet eden bir kul olma hüviyetini kazanmayı bu ayda başarabilmekteyiz.Ramazan ayının getirdiği o manevi iklimde imandan sonra en büyük hakikat olan ve kulun en birinci hesap verme sorumluluğunda olduğu Namaza hiç bırakmamak üzere sarılmak en büyük karımız olacaktır.Bu ayda sarılacağımız namaz ile diğer on bir ayımızıda ikame edebiliriz.
3- Kur’an İle İrtibat: Kişisel ve toplumsal tüm problemlerimizin çaresi, gönül dünyamızdakı her turlu şirk,küfür,nifak,hased,kin vb. hastalıkların şifası biz mü’minlere rahmet olarak bize arş-ı aladan gönderilmiş Kur’an-ı Azimüşşandır.Bizim her türlü toplumsal durumumuzu içeren bu kitabı hayat yolculuğumuzda bize yol gösteren bir rehber konumuna getirmek zorundayız.Bu ayda mukabelelere ayırdığımız vakti hiç soğutmadan Kur’an-ı Kerimi anlamak için çalışmaya ayırmak bizim bu aydan en büyük kazançlarımızdan birisi olacaktır.
4- Yardımlaşma Ahlakı : İslam dini toplumsal dengenin sağlanması noktasında önemli görevleri biz mü’minlere sorumluluk olarak vermiştir.Bu ayda artan merhamet duygularımızla birlikte zenginlerimizle fakirlerimiz arasında kurduğumuz gönül bağını kalan on bir ayda da devam ettirerek toplumumuzda yaygın olarak görülen ekonomik dengesizliğin azaltılmasında yadsınamaz katkıyı sağlamış olacağımız şüphesizdir.
Evet, iman iddasında bulunan bizlere düşen en büyük görev, imanımızdan kaynaklanan kendimizi ve toplumumuzu ıslah etmeye yönelik salih amelleri artırmaktır.Şu gerçeği hiçbir zaman unutmayalım “ Her nefis çalışmasına bağlıdır”(Müdessir-38)
Selam ve Dua GÜNAY YÜKSEL
BU BİR SIRDIR…