25 Ağustos 2008 Pazartesi

Hadislerle ilim öğrenmenin önemi /Sır


MERHABA CAN DOSTLAR...
Okullar açılıyor ve kuran ayı RAMAZAN başlıyor. Gelin kuran ayını kuranla karşılayalım... ilim öğrenelim... Bakınız bu konuda ALLAH RESULU NE BUYURUYOR...

1.“İlmi öğreniniz.Çünkü onun öğrenilmesi Allah’a karşı haşyettir.Talebi ibadettir.Müzakeresi tesbibtir.Ondan bahis ise cihaddır.”
2. “Bir âlimin yatağına yaslanarak ilmine (kitabına) bakması yetmiş saat ibadetten daha hayırlıdır”
3. “İlmin talibi(talebesi) Rahman talibidir.İlmin talibcisi İslamın rüknüdür.Onun mükâfatı Peygamberlerle verilir.”
4. “İlim taleb etmek Allahın katında nafile namaz.oruç,hac’tan fisebillah olan cihaddan afhaldir.”
5. “İlminden menfaat görülen bir Âlim, bin abiden hayırlıdır.”
6. “Din ile Dünya’yı taleb edenlere veyl olsun.”
7. “Bir Ademin bir hikmet kelimesini işitmesi,duyması bazen olur ki;ona bir sene ibadetten hayırlı olur.Ve bir saat ilim müzakeresi yanında oturmak, bir köle azad etmekten hayırlıdır.”
2. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim, benden sonra öldürülmüş olan bir sünnetimi ihya ederse beni seviyor demektir. Beni seven de benimle beraberdir." [Rezin tahric etmiştir]
3. Resulullah (sav)'ın şöyle dediğini işittim: "Kim bir ilim öğrenmek için bir yola süluk ederse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar alim için istiğfar ederler. Alimin abid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir."
Ebu Davud, İlm 1, (3641); Tirmizi, İlm 19, (2683); İbnu Mace, Mukaddime 17, (223)
4. : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Tek bir fakih, şeytana bin abidden daha yamandır."
tirmizi, İlm 19, (2083)
5. Resulullah (sav)'a biri abid diğeri alim iki kişiden bahsedilmişti. "Alimin Abide üstünlüğü, benim sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir" buyurdu.
Tirmizi, İlim 19, (2686)
6. Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a biri âbid diğeri alim iki kişiden bahsedilmişti.
"Alimin âbide üstünlüğü, benim, sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir" buyurdu."
Tirmizi, İlim 19, (2686).
7. Humeyd İbnu Abdirrahman anlatıyor: "Hz. Muaviye radıyallahu anh'ı işittim, demişti ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim: "Allah kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih kılar."
Buhari, Farzu'l-Humus 7, İlm 13, İ'tisam 10; Müslim, İmaret 98, (1038), Zekat 98, 100, (1038); Tirmizi, İlm 1, (2647).
8. Sahbere radıyallahu anh'tan kaydına göre, Aleyhissalatu vesselam: "Kim ilim taleb ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur" buyurmuştur."
Tirmizi, İlim 2, (2650).
9. Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim, bir ilimden sorulur, o da bunu ketmedip söylemezse (Kıyamet günü) ateşten bir gem ile gemlenir."
Ebu Davud, İlm 9, (3658); Tirmizi, İlim 3, (2651).
10. Yezid İbnu Seleme el-Cûfi radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedim, ben senden pek çok hadis işittim. Ancak bunlardan, sonradan işittiklerimin, önceden işittiklerimi unutturacağından korkuyorum. Bana (hepsinin yerini tutacak) câmi bir kelime söyle!" "Bildiklerinde Allah'a karşı müttaki ol (bu sana yeter)!" ve onunla amel et!"buyurdular."BU BİR SIRDIR...

ÖLÜM

MERHABA DOSTLAR..
İnsanoğlu dünya hayatında ebedi değildir. Bütün canlılar gibi insan da fani bir varlıktır. Bu sebeple kendisine bahşedilen ömrünü ölçülü kullanmak zorundadır. Ömür sermayesini hayırlı yerlere harcamalı ki, iyi bir sonuç elde edebilsin. İnsan, bu dünya hayatında ne ekerse ahiret hayatında onu biçer. Yüce Dinimiz, dünya ile ahiret arasında sağlam bir denge kurmuş, helal ölçüler içerisinde çalışmayı ibadet saymıştır. Cenab-ı Hakk'ın sonsuz nimetlerine mazhar olan insanın mutluluğu, din ve dünya işlerini gereği gibi yerine getirme şartına bağlıdır. Din ile dünyanın varlığı insanın mutluluğu içindir. İnsan bunlardan birine değer verir, diğerini ihmal ederse, ebedi mutluluğu elde edemez. Dünya ahiretin kazanılması için bir imkandır, bir servettir. Kıymeti iyi bilinmelidir.

Peygamberimiz (s.a.v.)bundan bir buçuk asır önce bizim hastalığımızı söylemiş:Öyle bir gün gelecek ki, ümmetim beş şeyi unutarak beş şeyi sevecektir:
1 — Dünyayı sevecek, ahireti unutacaklardır.
2 — Malı sevecekler, fakat ahiret günü hesaplaşmasını unutacaklardır.
3 — Mahlukatı sevecekler, yaratıcıyı unutacaklardır.
4 — Günahları sevecekler, tevbeyi unutacaklardır.
5 — Köşkleri sevecekler, mezarları unutacaklardır.GÖNÜL DOSTLARI.. Selman-ı Fârisi

ölürken çok ağladı da etrafındakiler:
“—Ölümden korkuyorsun da mı ağlıyorsun?”, dediler.
O da:“—Hayır, ben biraz sonra Rasûlullah’a kavuşacağım, ona dünya metaı edinmeyeceğime dair söz vermiştim. Şimdi gözümün önüne gelen şu eşyalarla Cenâb-ı Peygamber’e ne cevap vereceğim, diye düşünmekteyim. Üzüntüm ondandır.”diye cevap vermiş.
Baktılar gördüler ki, dünyalık dediği şeyler birçok zarurî eşyadan ibaret idi. Allah cümlemize bunları şefaatçi kılsın da, o cennet evlerinde onlarla birlikte olmayı nasib etsin!Âmin...CANANLAR.. Hz.Adem’in, oğlu Şit’e ve dolayısıyla bütün insanlara yaptığı beş maddelik nasihati şöyledir :
1- Ey Şit! Oğullarına söyle: Dünyaya ayrılmayacaklarmış gibi bakmasınlar. Buradan bir gün göçüp gideceklerini düşünsünler.
Ben de Cennetten ayrılmayacağım diye düşünmüştüm.
2- İnsanlara söyle: Eşler birbirlerinin sözünü hakikatin ta kendisi sanıp, hemen kabul etmesinler. Biraz düşünüp, isabet derecesini incelesinler.
Zira biz yeterince hakikati araştırmadığımız için, yasak ağacın meyvesinden yedik, sonunda da büyük bir pişmanlığa düştük.
3- Oğulların, yapacakları işin sonunu düşünsünler...
Eğer ben o ağacının meyvesinden yerken bu işin sonunu düşünseydim, başıma gelenler gelmeyecekti...
4- Bir işe başlarken, içlerinde o işe ait bir endişe ve isteksizlik duyuyorlarsa, tekrar düşünüp, yeniden tetkik etsinler.
Şayet ben, o ağaçtan yiyeceğim sırada, içimdeki endişe ve isteksizlik üzerinde durup, kararımı yeniden gözden geçirseydim, sonunda bu pişmanlığa düşmeyecektim.
5- Doğruluk ve isabet derecesini kesin olarak bilmedikleri işlerde de, istişare etsinler. Dürüstlüğüne inandıkları kimselerle yaptıkları istişare neticesindeki karara göre hareket etsinler.
Eğer ben, meleklerle istişare edip, işimi onlarla müzakereden sonra karara bağlasaydım, başıma gelenleri hakketmeyecek, musibetlere maruz kalmayacaktım.
Bu sözlerimi sen de kendi oğullarına ulaştır ki, böylece babadan oğula, oğuldan da toruna intikal ederek, dünya devam ettikçe tesirini icra etsin!.. DOSTLAR Sözümü iki ayet mealleriyle bitireyim. "Allah'ın sana verdiğinden (onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste. Ama dünyadan da nasibini unutma" El-Kasas, 77.
ÒEy Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver. Ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem'in azabından koru. Bakara, 201.
BU BİR SIRDIR...

9 Ağustos 2008 Cumartesi

SABIR

MERHABA DOSTLAR
İmtihan için dünyaya gelmiş insanoğlunun başına doğumundan ölümüne kadar bir çok musibetler gelir. Bunlar ise ALLAHIN TAKDİRİYLE gelir. O zaman hayat bir imtihandır. Bu imtihan ise insanların imanları ölçüsünde farklılık gösterir. Bize düşen sabır vede sebattır. Bu konuda ALLAH (c.c.) “Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın...” (Al-i İmran Suresi, 200)
Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah sabredenlerle beraberdir. (Bakara Suresi, 153)
Şu halde, güzel bir sabır (göstererek) sabret. (Mearic Suresi, 5)
Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. (Nahl Suresi, 42)
CAN DOSTLAR; İMANİ KONUDA MÜMİNLERİN SABRI NE OLMALIDIR.
1- Müminlerin sabrı tevekküle dayalıdır.
2-Müminlerin sabrı süreklidir"... sürekli olan 'salih davranışlar' ise, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır." (Kehf Suresi, 46)
Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret.(Kehf Suresi, 28) İşte müminler de bu ayetin hükmüne uyarak, ara vermeksizin Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla sabır gösterirler.
3- Müminler gönül rızasıyla, severek ve isteyerek sabrederler.
4- Müminlerin sabrı kişilere, ortama ya da şartlara göre değişmez. Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitab'a ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. (Bakara Suresi, 177)
5-Müminlerin sabrı onlara güzel ahlakın yolunu açar.
“Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir.” (Al-i İmran Suresi, 17)
6-Müminler sabırda sınır tanımaz, sabırda yarışırlar.
Müminler birbirlerine de sabrı tavsiye ederler Siz O'na (peygambere) yardım etmezseniz, Allah O'na yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak O'nu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "Hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah O'na 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti… (Tevbe Suresi, 40) Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meymene). (Beled Suresi 10-18)
7-Şeytanın kışkırtmalarına kulak vermemekte sabır gösterirler Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler (Allah'ı zikredip-anarlar), sonra hemen bakarsın ki görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 201)
Ve de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım."
"Ve onların benim yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım Rabbim." (Müminun Suresi, 97- Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmamakta sabır gösterirler. İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü'minlerseniz, Benden korkun. (Al-i İmran Suresi, 175)
Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir. (Al-i İmran Suresi, 173)
Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (Bakara Suresi, 155)
Mallarına herhangi bir zarar geldiğinde sabır gösterirler.
Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah Katında olandır. (Al-i İmran Suresi, 14)
Hastalandıklarında sabır gösterirler Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın." Böylece onun duasına icabet ettik. Kendisinden o derdi giderdik; ona Katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir zikir olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir katını daha verdik. (Enbiya Suresi, 83-84)

8-Haksızlığa karşı sabır gösterirler. Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiçbir nefis hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak Biz yeteriz. (Enbiya Suresi, 47)Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere 'tecavüz ve haksızlıkta bulunanların' aleyhinedir. İşte bunlara acıklı bir azap vardır. (Şura Suresi, 42) İnkar edenlerin iftiralarına ve incitici sözlerine karşı sabrederler
sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (Al-i İmran Suresi,186)9- Dini tebliğ etme konusunda sabır gösterirler Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik" dediler. Dediler ki: "Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar." (Enbiya Suresi, 60-61)
Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın." Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık. (İbrahim) Dedi ki: "Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete erdirecektir." (Saffat Suresi, 97-99)Biz de dedik ki: "Ey ateş, İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol." Ona bir düzen (tuzak) kurmak istediler, fakat Biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık. (Enbiya Suresi, 69-70)
DOSTLAR, SABRIN İNSANA KAZANDIRDIKLARI.
Sabrın kazandırdığı büyük bir nimet: Akıl
Sabır, ince düşünebilmeyi ve incelikleri görebilmeyi sağlar.
Sabır, iyilik yapabilmeyi sağlar. Sabır, adaletli davranabilmeyi sağlar. Sabır, inananlara güvenilir bir karakter kazandırır. Sabır, insana neşeli ve huzurlu bir karakter kazandırır...
Allah'ın sabredenlere vaat ettiği güzel hayat. Ahiretteki neticesi. ALLAH (c.c)
Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)
... Kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz. (Yusuf Suresi, 90)
Sabır gösterildiğinde az sayıdaki topluluklar,
Allah'ın izni ile çok sayıdaki toplulukları yenebilirler.
Kurulan tuzaklar, sabreden ve sakınan kimselere hiçbir şekilde zarar veremez.
Allah, sabredip sakınan müminlere melekleriyle yardım edeceğini vaat etmiştir.
Allah sabredenlerin gücünü kat kat artırır.
Allah, sabredenlere vaat ettiği sözü kesin olarak yerine getirir.
CANLAR; Netice olarak ALLAH (cc) şöyle buyurur.
Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 146)
BU BİR SIRDIR.