22 Mayıs 2008 Perşembe

Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç...


Merhaba can dostlar.
Peygamberimiz (sav) Arşın gölgesinde kalacak yedi sınıf insanı bizlere açıklamış.
Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Başka bir gölgenin bulunamadığı Kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:
Adaletli (imam) devlet başkanı,

Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,

Konumuz gençlik; tatlı hayallerin, tutkuların ve ideallerin yeşerdiği, sıkı arkadaşlıkların kurulduğu, kendini kanıtlama çabalarının yoğun olduğu, zaman zaman da uyumsuzlukların yaşandığı bir dönemdir. Bu devrede olumlu olumsuz pek çok duygu yoğun bir şekilde yaşanır. Gençlerin karşılaşa bileceği sorunların çözümü ancak Kuran ve Sünnet edebiyle mümkün olacaktır.
Kuran-ı Kerim bunun örneklerini şöyle sıralamıştır:
Karşılaşabileceğimiz olumsuzluklarla baş edebilme imkanını ve her şeye rağmen hayatta kalabilme gücünü bize yalnızca Allah ve ahiret inancı verebilir. Bu inancın gereklerini gençlik döneminde yerine getirebilmenin ayrı bir önemi vardır. Nitekim Hz. İbrahim’in puta tapan kavmiyle tek başına mücadelesine; Hz. Yusuf’un nefsine “dur” diyebilmesine; Ashab-ı kehf olarak bilinen gençlerin kendi inandıkları gibi yaşama uğruna ülkelerini terk edip bir mağarada kalmayı göze almalarına; Hz. Musa’nın gençliğindeki iffetli ve namuslu yaşantısına, ahlaksızlığın çok yaygın olduğu bir ortamda Hz. Peygamber’in son derece temiz bir gençlik dönemi geçirmesine bakın hepsi de vahyin terbiyesini görürüz.

Genç kardeşim çocuktun, büyüdün fatihlerin yaşında oyun eğlence ile vaktin geçiyor. Ne zaman topluma insanlığa faydan olacak ihtiyarlayınca mı…

Kalbi mescidlere bağlı Müslüman,
Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan,
Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit,
Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
Tenhada Allah'ı anıp göz yaşı döken kişi. ( Buhari )
Bu bir sırdır…

7 Mayıs 2008 Çarşamba

İşi Ehline Emanet Etmek


MERHABA DOSTLAR.
Dinimiz tutarlı ve disiplinli olmamızı istemektedir.Onun içinde bir takım kurallar koymuş ve bunlara uymamızı istemiştir.
DOSTLAR; bu kurallara emanet denmiştir. Allah insanoğlunu yeryüzünde akıl, şuur, idrak ve tefekkür vererek diğer canlılardan üstün kılmıştır. İnsanoğlu bu vazifeyi (emaneti) kabul etmiştir. Allah bu gerçeği Kasas Suresi’nde şöyle anlatır. “Biz emaneti [dinin emir ve yasaklarını], göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir. Allah size, mutlaka emanetleri [işleri] ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle davranmanızı emreder.
CANLAR; Emanet ile iman arasında sıkı bir ilişki var. Bu sebeple imanlı kimse güvenilir kimsedir. Emanet kelimesi ayet ve hadislerde birbirinden farklı anlamlarda kullanılmıştır. İnsanın, gerek Allah'a, gerek ailesine ve gerekse içinde bulunduğu topluma ve hatta insanlığa karşı görev ve sorumluluklarından tutunuz da korunmak üzere geçici bir süre için yanında bırakılan eşyaya varıncaya kadar hepsine emanet denir. İnsan olarak, Allah'ın en seçkin yaratığı olarak pek çok emanetler taşımaktayız. İnsanın sorumluluk alanına giren her şey emanettir. Din, evlat, mal, işimiz hep emanettir. Bunlar ehil ellerde olursa toplum düzelir.
Kur’an-ı Kerimde ve Hadis-i Şeriflerde, işlerin ehli olana yani layık olduğu kimselere verilmesi emrediliyor. Görev yerlerinin emanet olduğu, bu emanetlere riayet edilmesi, uyulması emredilmektedir. Müminler övülürken; “Emanetlerine [dinin emir ve yasaklarına] riayet ederler ve verdikleri sözleri yerine getirirler.” (Müminun Suresi) buyruluyor. Hadis-i şeriflerde ”İş ehli olmayana layık olmayana verildiği zaman, kıyameti bekle.” Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin. ‘Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur?’ denince, Görev ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin. (İbn-i Mace)
CAN DOSTLAR;
Emanetin ehline verilmemesinin sonuçları ise huzursuz ve gergin bir toplum, ekonomik ve sosyal krizler. Etkin olmayan, kitleleri heyecanlandırmayan dernekler, zarar eden ve kapanan işyerleri… Hepsinin sonucunda gelişmemiş bir toplum, mutsuz ve yoksul insanlar.
Neticeyi peygamberimiz SAV şöyle anlatır;
”Emanete riayet edilmezse, zekat zorla verilirse, ilim, dine hizmet için değil de, para ve makam için öğrenilirse, kişi, hanımının meşru olmayan arzusunu yapmaya çalışırsa, ana babasına isyan ederse, fasık ve ehil olmayanlar işbaşına getirilirse, kötülüğünden korkup zalime hürmet edilirse, gayrı meşru ilişkiler, çalgılı içkili yerler çoğalırsa, yeni nesil, önceki âlimleri kötülerse, o zaman çeşitli belaya (Kızıl rüzgarı beklesinler, çeşitli hayvan şekillerine dönmeyi beklesinler.) maruz kalırlar.” Tirmizi)
Hz. Ali’den “Kim bir topluluk içinde işe daha uygun bir kimse bulunduğu halde, ehliyetsiz bir kimseye görev verirse hem Allah ve Resulüne hem de bütün müminlere hıyanet etmiş olur.” Mucem-i Sağir
Kur’ân-ı Kerim’de: “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allâh yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır buyurur. (Rum 41 )
BU BİR SIRDIR.