18 Ekim 2007 Perşembe

Ramazan Bayramı Ardından/ Sır cuma sohbetleri


Merhaba dostlar.
Ramazan ayını Allah’ın emrettiği şekilde yerine getirme gayretinde olmak için nefsimiz ve şeytanla mücadele ettik. Bayramı artı ve eksisiyle dostlarla geçirdik, elhamdülillah. Fakat bu ziyaretleşmede farkında olmadan, insanlar bizi beğensin diye konuştuk; kişileri yüzüne karşı medh ettik, günaha götürecek lâtifeler yaptık, verdiğimiz sözü yerine getirmedik, konuşulacak yerde konuşmadık, konuşulmayacak yerde konuştuk, yalan söyledik, yalan yere yeminler ettik ve de gıybet ettik. Hâsılı bunlar bizlerden zuhur etti. Bu konuda iki cihan serveri ne buyurdu hiç düşündük mü?
O zaman şu sözlere kulak verelim:
Ebu Sa'idi'l-Hudri radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan anlatıyor:
"Âdemoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile temenna edip: ‘Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikâmette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız!’ derler.” (Tirmizi, Zühd 61)
Süfyan İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü dedim, uyacağım bir amel tavsiye et bana!"
Şu cevabı verdi: "Rabbim Allah'tır de, sonra doğru ol!"
"Ey Allah'ın Resûlü dedim tekrar. Benim hakkımda en çok korktuğunuz şey nedir?"
Eliyle dilini tutup sonra: "İşte şu!" buyurdu." (Tirmiz)
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse ya hayır koşuşsun ya da sussun."
Kişinin malayani şeyleri terki İslâm'ının güzelliğinden ileri gelir."Münafığa "efendi" demeyin. Zira eğer ona efendim derseniz Allah'ı kızdırırsınız." (Ebu Dâvud, Edeb)
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim, insanların kalbini çelmek için kelamın kullanılışını öğrenirse, Allah Kıyamet günü, ondan ne farz ne nafile hiçbir ibadetini kabul etmez. Ben, haklı bile olsa münâkaşayı terk eden kimseye cennetin kenarında bir köşkü garanti ediyorum. Şaka bile olsa yalanı terk edene de cennetin ortasında bir köşkü, ahlakı güzel olana da cennetin en üstünde bir köşkü garanti ediyorum." (Ebu Dâvud )
İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor:
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm huyurdular ki: "Allah'ın zikri dışında kelamı çok yapmayın. Zira Allah'ın zikri dışında çok kelam, kalbe kasvet (katılık) verir. Şunu bilin ki, insanların Allah'a en uzak olanı kalbi katı olanlardır." (Tirmizi)
Bir adam ölmüştü, diğer biri, Rasulallah’ın (s.a.v.) işiteceği şekilde onun için şöyle söyledi; “Cennet (sana) mübarek olsun!” Rasulallah(s.a.v.) sordu; “Nereden biliyorsun? Belki de o malayani konuştu veya kendisini zengin kılmayacak bir miktarda cimrilik etti.” Kul (bazen), ALLAH’ ın (c.c.) rızasına uygun olan bir kelamı, ehemmiyet vermeksizin sarf eder de ALLAH (c.c.) onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul (bazen) ALLAH’IN (c.c.) hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarf eder de ALLAH (c.c.), o sebeple onu cehennemde yetmiş yıllık aşağı atar.” (Tirmizi)
Peygamberimiz (sav); “ ‘gıybeti’ Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!”diye tarif etmiş.
Peygamberimiz (sav) der ki, “Bir kimse kardeşini bir kusur ile ayıplarsa, o kimse ölmeden o kusuru işler.
Sevgili Peygamberimiz(sav) “Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken kardeşine yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar” (camius-sağir)
Evet, dostlar bu hadisler bizim her zaman ve zeminde ağzımızdan çıkan sözü kulağımızın duyması, neticesini düşünmeye davet eder. Allah’ın Rasülü kendinizi ilah yerine koyup, insanların kusurlarını araştırmayın, onlar tevbe eder, Allah onları affederde size de vebalı günahı kalır. Buyurarak sırra ulaşmanın metodunu gösterir. Peki, bizi bu yanlışlıklara götüren sebeplere gelince;
Gazap ve öfke, Kin beslemek, Hased ve çekemezlik, Kibir ve üstünlük taslamak, Kendini temize çıkarmak duygusu...
Gelin o zaman dostlar tövbe ve istiğfarla Rabbimize dönelim sırra ulaşalım.
Allah’a emanet olun.
Bu bir sırdır...

11 Ekim 2007 Perşembe

İLİM VE ALİMİN DEĞERİ / Sır


Merhaba can dostlar .
Bu hafta âlim ve ilmin değeri ile ilgili birkaç kelam edelim. Toplumların maddi ve manevi alanda yükselmelerini sağlayan en önemli sebeplerden bir tanesi ilimdir. Bu sebeple dinimiz ilme ve ilim adamlarına büyük önem vermiştir. İlim adamları toplumların en değerli varlıklarıdır. Bu değerli varlıklara sahip olan topluluklar büyük bir hayrı elde etmişler, bundan mahrum olanlar ise büyük bir nimeti zayi etmişler demektir. Peygamber Efendimiz bu durumu şu şekilde ifade etmektedir;
"Allah bir topluluğa hayır dilediğinde onların alimlerini çoğaltır cahillerini azaltır. Şer dilediğinde ise cahillerini çoğaltır alimlerini azaltır.” [Camius-sağir]


Dinimizi hakkıyla yaşamak içinde ilmin önemi çok büyüktür; çünkü dinimizin emrettiği faydalı işleri yapmak, zararlı şeylerden kaçmak için ilim sahibi olmak gerekir.
İlmin ve Âlimin önemine vurgu yapan Ayet ve Hadis-i Şerifler;
“Allah iman edenleri yüceltir; ilim ehlini ise kat kat yükseltir.”[Mücadele 11]
”De ki, hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir.” [Zümer]
”Allah-ü telâdan en çok korkanlar, âlimlerdir.” [Fâtır28]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki;
“İlim Çin’de de olsa, alınız! “
“Ümmetimin helak olması iki şey yüzünden olur; İlmi terk etmek ve mal toplamak.”
”Hikmet, müminin kayıp malıdır. Nerede bulursa alsın!”
”Beşikten mezara kadar ilim öğrenmeye çalışınız!”
”Bir âlim, bir yerden geçse, onun hürmetine, oradaki kabristandan 40 gün azap kaldırılır.”
”İlim, cennete giden bir yol, gurbette arkadaş, yalnızlıkta sırdaştır.”
“İlim, iki cihanda kurtuluş, düşmana karşı siperdir. İnsan için hayâ, gözler için ziyadır.”
Hazret-i Lokman, oğluna buyurdu ki: “Âlimlerle otur, hikmet sahiplerinin sözlerini dinle! Allah-ü Teâlâ, bahar yağmuru ile toprağa hayat verdiği gibi, ölü kalpleri hikmet nurları ile diriltir.”


İlim öğrenme ve öğretme konusunda ki Ayet ve Hadis-i şerifler:

Kur'an-ı kerimde ise; “Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun!” buyuruldu. (Nahl43)
Allahü Teâlânın rızasına kavuşmak için de sebeplere yapışmak, bir âlimin gösterdiği yolda gitmek gerekir.
Kur' an-ı Kerimde; “Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve Onun rızasına kavuşmak için, vesile, vasıta arayınız!” buyuruluyor. (Maide 35)
Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki;
”Allah-ü Teâlâ, ilim verdiği âlimlerden de peygamberlerden aldığı misak gibi, ilimlerini saklamamaları ve açıklamaları için, söz almıştır.”
”En güzel hediye, hikmetli sözü iyi anlayıp, din kardeşine anlatmaktır.”
”İmrenilecek iki kişiden biri Allah-ü Teâlânın verdiği ilim ile amel edip, başkasına öğretendir; diğeri de Allah’ın verdiği serveti hayra sarf edendir.”
”İlim yolunu tutana, Allah cennet yolunu açar.”
”Melekler, ilim talebesini sevdikleri için, kanatlarını onların üzerine gererler.”
“Tecrübeli yaşlılarla oturup kalkın. Âlimlere sorun. Hikmet sahipleri ile beraber olun.” [Taberânî]
“Âlim olmayan veya ilim öğrenmeye çalışmayan bizden değildir.” [Deylemî]
”Bir âlimin, yanına oturarak, bir saat ilimle meşgul olması, bir âbidin 70 yıl ibadetinden hayırlı olabilir.” [Deylemî]
Peygamberlik derecesine en yakın kimseler, âlimler ile mücahitlerdir.
“Allah kime hayır dilerse, Dinde anlayış verir.”
“İşlenen bir günah, âlime bir, cahile iki olarak yazılır. Âlim, günahı için azap olunur. Cahil ise hem günahı, hem de öğrenmediği için azap olunur.” [Deylemî]
“Allah, dünya işlerinin âlimi, âhiret işlerinin cahili olana buğuz eder.” [Hâkim]
“İlim öğrenmek, namaz, oruç, hac ve Allah yolundaki cihadtan daha kıymetlidir.” [Deylemî]
“Bir saat ilim öğrenmek gece sabaha kadar ibadet etmekten kıymetlidir.”
“Bir gün ilim öğrenmek, üç ay oruç tutmaktan kıymetlidir.” [EbuNuaym]
”Bir kimse, ilim öğrense, bununla amel etmese bile; bin rekât namaz kılmasından daha fazla sevap alır. Eğer öğrendiği ilimle amel eder veya başkasına öğretirse, hem bunun sevabını alır, hem de Kıyamete kadar bununla amel edenlerin sevabını alır.” [Hatib]


”İlimden bir mesele öğrenmek, dünyadaki her şeyden kıymetlidir.” [Taberânî]
”İlim öğrenmek, kadın-erkek her Müslüman farzdır.” [Beyhekî]
”Farzlarda ihmallik yapan bir derde müptelâ olur.” [İ. Ahmed]
”Bir talebenin, ilim öğrenebilmesi ve doğru yolu bulabilmesi için, bir öğreticiye ihtiyacı vardır. Çünkü hadis-i şerifte, (İlim üstaddan öğrenilir.” buyuruldu. (Taberâni)
“İlim talebesi, ilme ve ilim öğreten hocasına hürmet etmedikçe, öğrendiği ilmin faydasını göremez.”
“İlimle meşgul olmak cihaddan efdaldir ve cehaletten daha ağır fakirlik olmaz.”
"Kim ilim öğrenmek için gayret ederse, Allah ona cennet yolunu kolaylaştırır" buyurarak ilim sahiplerinin manevi kazanımlarını ortaya koymuştur.
Bu ayet ve hadisler ışığında tefekkür edersek hem ilmin önemini idrak ederiz hem de nasıl Âlim olmamız gerektiğini öğreniriz. Hakiki kaynaklardan faydalanarak kendini yetiştiren âlimlerin adları hem yeryüzüne hem gökyüzüne altın harflerle kazınmış; bize düşen görev başta Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sav) olmak üzere O yolu yürüyenlerin ayak izlerini takip etmektir.
Rabbim sonu cennet olan ilimle cümlemizi buluştursun. Âmin.
BU BİR SIRDIR.